Ecevit’in ‘Dirsekleri Yamalı’ Tek Ceketi!
Ecevit Ailesi, Londra’da kanlı savaşın bakiyesi ile tanıştı/karşılaştı. Halk fakir, moralsiz ve yeterli besinden de yoksundu! Temel ihtiyaç maddelerinin çoğu bulunmuyordu ya da karaborsada satılıyordu!
******
Bülent Ecevit, aileden CHP’liydi. Babası, - adli tıp uzmanı! - Prof. Dr. Fahri Ecevit, adı geçen partiden 2 dönem milletvekilliği yapmıştı! Genç Bülent, edebiyat meraklısı, çeviriler yapa(bile)n sanatçı ruha sahipti. Şiirleri ile okulda ve yakın çevresinde tanınırdı. Arkadaşları, ‘Şair!’ diye çağırırdı/seslenirdi! Annesinin yönlendirmesi sonucu görsel sanatlarla da - özellikle resim ile! - çok ilgiliydi.
Babası, oğlunun meziyetlerinin farkındaydı. Onu, - CHP’nin resmi yayın organı! - Ulus’a götürdü. Gazetenin sahibi/başyazarı Nihat Erim’le tanıştırdı. Genç Bülent’in çalışmalarını anlattı. Çeviriler ve sanat yazıları kaleme alabileceğinden bahsetti. Erim, siyaset arkadaşını kırmadı. Genç Ecevit’e şans vermeyi kabul etti. Ulus, politika ağırlıklı gazeteydi. Sanat haberlerine ve yazılarına zor/çok az rastlanırdı. Ama değişim kısa sürede kendini gösterecekti!
- Yeni Evlilerin Londra Macerası… -
Ailesi, Bülent’in üniversite tahsili yurt dışında - hem de Londra’da! - yapmasını istiyordu. İngiltere’ye gönderilecekti ancak maddi imkân(lar)ı sınırlıydı. - Delikanlı yeni evlenmişti! - Masrafların tamamı karşılanamıyordu. Destek gerekiyordu. Formül bulundu: Londra’daki Türkiye Büyükelçiliği Basın Ateşeliği’nin sözleşmeli ‘mahallî kâtip’ kadrosu boştu. - 1946’da büyükelçilik görevine atanan Nuri Esen’in önerisi üzerine kurulmuştu! - İşin aşırı yoğunluğuna karşın ücret ‘yok denecek kadar az’dı! - ‘Ayda sadece 30 Sterlin verile(bile)cekti!’
Genç Bülent kıt kanaat yete(bile)n ücretten şikâyetçi değildi. Yoklukla mücadeleye alışkındı. İşini çok sevdiği de gerçekti! - Çalışırken demli çay dolu bardağını yanından ayırmazdı! - Yakın bir dostunun anlatımına bakılırsa, birkaç kişinin uğraşını üstlen(ebilir)di! Her sabah aynı saatte büroya gelir, gazeteleri bütün dikkatiyle satır satır okurdu. Önemli bölümleri keser, resmî yazışmalarla da ilgilenirdi.
- Rahşan Ecevit, Yetersiz Beslenmeden Ötürü Hastalandı… -
Ecevit Ailesi, sıkıntılarını kimse ile paylaşma(z)dı. Yeterli beslenemezlerdi! Bütün günü tek öğün yemekle geçirirlerdi. Parasız ama mutlu/umutluydular! Bülent’in her gün giydiği - tek, biricik! - ceketin dirseklerindeki delikler deri yama ile kapatılmıştı!
Rahşan narindi, bünyesi zayıftı. Londra’nın aşırı nemi, kifayetsiz beslenmesi, hastalanmasına yol açtı: ‘Akciğerlerinden rahatsızlandı!’ Eşinin yanında kalır, günlük rutinini sürdürürse, ‘illet’i ağırlaşacaktı! Ailesinden, özellikle de babasından çağrı aldı. Hemen Ankara’ya gelmeli, tedaviye başlamalı ve yeterli gıdaya kavuşmalıydı.
Rahşan Hanım Ankara’ya dönünce, Bülent Ecevit Londra’da kalmayı sürdürdü. Günlük işlerine devam etti. Yeni şiirlere hayat verdi. Gelen her iyi habere sevindi. İşine dört elle sarıldı, çalıştı, durmadan çalıştı.
Ama sembolik/‘gerçekten yetersiz’ maaşı yerinde saydı! (AHİ – 2)