Simavi’nin Manastıra Kapanan İlk Sevgilisi!
Sedat Simavi, çocuk yaşta babasını kaybetti. Validesi, biricik oğlu ile hiç ilgilenmedi, adeta yok saydı! Bildiği gibi yaşamayı seçti. Küçük Sedat, Arap Bacı’nın eline kaldı.
******
Hikmet Bil, hem avukat hem gazeteciydi. Uzun yıllar Hürriyet gazetesinin hukuk müşavirliğini de yaptı. Hürriyet’in kurucu sahibi Sedat Simavi’nin samimi arkadaşı, yakın çevrenin yorumuna göre ‘sırdaşı’ sayılırdı. Simavi, pek çok konuda onun fikrine ihtiyaç duyar, desteğini alırdı! Emekli bir Hürriyet çalışanının benzetmesi ilgi çekiciydi: ‘Bil, Sedat Bey’in özel kalem müdürü gibiydi! Her işini takip eder, yanından da ayrılmazdı!’
Bil, Hürriyet’in kuruluşunda oluşturulan kadronun temel taşlarındandı. Sedat Simavi’nin yurt dışı gezilerine katılır, öncesinde ise programa uygun hazırlıkları yürütürdü. Simavi’nin sağlık sorunları ciddileşip sol yanına felç inince, sıkça İsviçre’ye gider oldular. ‘Avrupa’nın gelişmiş tıbbından medet umdular!’ Doktorların önerileri ve uygulanan tedavi sonucunda kısmi iyileşme sağlandı. Sedat Bey, kısa yürüyüşlere başladı. Ülkenin bazı tarihi ve turistik yerlerini gezmeye ve görmeye girişti. İlgi alanları arasında manastırlar da bulunuyordu! Hele bir ‘keşişhane’ vardı ki, önünde durur, içeriye pusula gönderirdi! Sonra cevap bekler, kapısından saatlerce ayrıl(a)mazdı! Ama her seferinde beklediği sonucu alamaz, üzüntüyle ayrılırdı.
- Sedat Simavi’nin Çok Özel Sırrı… -
Simavi, manastırın kapısında neden bekliyordu? Kimi görmek istiyordu? Hikmet Bil, patronu, yakın arkadaşı Sedat Bey’in çok özel sırrını açıklamak için tam yarım yüzyıl bekleyecekti. (*)
Bil’in anlattıklarına göre Sedat Simavi, bekârlık yıllarında Rum asıllı bir genç kıza kalbini kaptırdı! Karşılık da gördü. Aklını başından alan güzelin adı: Nicola idi. İlişkileri bir süre devam etti. Sonra nişanlanıp evlenmeyi düşündüler. Güzelin ailesi de birlikteliği ve alınan kararı onayladı. Ancak çiftin bir araya gelmesine engel çıkacaktı! Simavi’yi küçüklüğünden beri evladı gibi büyüten, kendisine anne rolünü uygun bulan Arap Bacı, ‘Sedat Bey, bu gâvur kızını alırsa’ korkusuna kapıldı! İlişkiyi bozmak için elinden gelen her şeyi yaptı! Genç Simavi, ‘Bacı’nın büyü bile yaptı(rdı)ğını söyledi!’ Olayı her hatırladığında, ‘Bacı’nın büyüsü tuttu,’ diye gülümserdi.
Sedat Simavi’nin Arap Bacı’nın yaptıkları hakkında anlattıkları ve bunların sonuçları akla yatkındı. Aileler arasında nişan tarihi belirlenmişti. Ancak damat adayı - günü geldiğinde! - törene katılmadı! Sebep/özür de belirtmedi. Gençler arasındaki aşk ilişkisi bir anda bıçak gibi kesiliverdi!
- İsviçre’deki Manastırın Açılmayan Kapısı… -
Aradan yıllar geçti. Sedat Simavi, basın hayatında büyük başarılara imza attı. Hürriyet gibi bir ‘amiral gemisi’nin sahibi ve yöneticisi oldu! Bütün Türkiye’de tanındı ve sevildi! Bir gün, lokantada yemek yerken, Nicola’nın babası ile karşılaştı. Selâmlaştılar, karşılıklı hâl hatır sordular. Söz sırası ilk aşkına gelince, adamın yüzü asıldı; neredeyse ağlayacaktı. ‘İsviçre’de!’ dedi. ‘Senden sonra manastıra kapandı!’ Sedat Bey, karşılık veremedi. Kelimeler boğazına düğümlendi.
Bil’in anlatımına göre Sedat Simavi, ‘İsviçre’deki manastırda o kızı arıyordu! İçeriye haber gönderiyor ancak cevap alamıyordu!’ (AHİ - 8)
******
(*) İrem Barutçu, ‘Babıâli Tanrıları Simavi Ailesi’, Destek Yayınları, İstanbul, 6. Baskı, Aralık 2024, sayfa 73.